Böbrek Taşı Olan Hastalar Nasıl Beslenmelidir?

Ülkemizde taş hastalığı yaygın görülmektedir. Dünya üzerinde taş hastalığının özellikle çocuklarda yaygın görüldüğü ülkelerden birisi de Türkiye’dir. Ortalama her 100 kişiden 2 ila 3’ünde taş hastalığı bulunmaktadır. Erkeklerde kadınlara oranla dört kat daha fazladır. Taş hastalığı tedavi edilebilir ve önlenebilir olmasının yanında eğer dikkat edilmez ise böbrek yetmezliğine kadar giden bir sürece neden olabilir. Bir taş hastası bu rahatsızlığın tekrarlayıcı olduğunu bilmeli ve bununla yaşamasını öğrenmelidir.

Taş hastalığının oluşumunda özellikle ülkemizde genetik yatkınlık ve kötü beslenme ciddi oranda rol almaktadır. Tedavi yalnızca cerrahi müdahaleyi içermez. En az cerrahi müdahale kadar önemli olan nokta hastalığın önlenmesidir. Tabi ki de genetik yatkınlığa müdahale edemeyiz ancak bu hastalığın oluşmasını ya da en azından tekrarlamasını önleyebiliriz. Bu noktada beslenme çok önemli bir yer tutar. Çünkü dengesiz beslenme taş hastalığını ortaya çıkarabilir veya tekrarlamasına neden olabilir. Peki bu hastalar nasıl beslenmelidir?

Öncelikle günlük su alımına dikkat edilmeli ve sıvı kayıpları önlenmelidir. Yapılan çalışmalarda günlük idrar miktarını 1000 cc’den 2000 cc’ye çıkartmanın taş hastalığını %70 oranında önlediği ortaya konmştur. Dolayısıyla günlük su alımı ilk yapılması gereken ve ciddiyetle üzerinde durulması gereken bir noktadır. Özellikle alkali suların tüketilmesi ve arıtılmış suların kullanılması gerekmektedir. Ben günlük pratikte bu hastaların ortalama 3-3,5 litre su tüketmesini öneriyorum. Eğer alkali su tüketimi yapılamıyorsa ben pratik olarak 20 litrelik bir damacana su şişesine 1 çay kaşığı karbonat eklenerek tüketilmesini tavsiye ediyorum.

Öte yandan bu hastalar günlük tuz alımına dikkat etmelidir. Yüksek oranda tuzlu beslenme sodyum içeriğinden dolayı taş oluşumuna neden olabilir. Dolayısıyla tuz tüketimi günlük ortalama 4 gramı geçmemelidir. Yoğun kırmızı et içerikli ve hayvansal protein ağırlıklı beslenme idrardaki ürik asit miktarını arttırarak taş hastalığına zemin hazırlayabilir. Taş hastaları kırmızı et ve hayvansal proteini kısıtlamalıdır. Diyetteki kalsiyum içeriği kısıtlanmamalı, süt ve süt ürünleri ihtiyaç oranında alınmalıdır. Doktor tarafından aksi belirtilmedikçe kalsiyum tüketimi için özel bir düzenlemeye gerek yoktur. İdrardaki sitrat ve sitrik asit varlığı taş bileşenlerini çözerek taş hastalığını önlemede olumlu katkı sağlamaktadır. Dolayısıyla sitrat içerikli besinlerin bol bol tüketilmesine dikkat edilmeli. Günlük bir su bardağı taze sıkılmış portakal suyu tüketilerek idrardaki sitrat miktarı arttırılabilir. Ülkemizde en yaygın görülen taş tipi kalsiyum oksalattır. Bu nedenle oksalat içeriğinin bu hastalarda kısıtlanması akılcı bir yaklaşımdır. Günlük pratikte bu kısıtlama fındık, çikolata, kara lahana, domates, çay, kahve ve gazlı içeceklerin tüketilmemesiyle sağlanabilir.

Yukarıdaki diyet düzenlemelerinin yanında bu hastalar dengeli bir hayat tarzı geliştirmeli, düzenli ve ağır olmayan egzersiz yapmalı, stresten uzak durmalı, sigara ve alkol tüketmemelidir. Unutulmamalıdır ki, bir hastalığı tedavi etmeden daha önemlisi o hastalığın oluşumunu önlemektir. Taş hastalığı önlenebilir veya en azından tekrarlama periyotları azaltılabilir. Diyet ise bu hastalığın önlenmesinde çok önemli bir yere sahiptir.

Bu konuda ben hastalarıma düzenli egzersiz, bol su tüketimi ve dengeli beslenmeyi şiddetle tavsiye ediyorum.

Doç. Dr. Mustafa Kıraç

Koru Ankara Hastanesi Üroloji Kliniği